8 Kasım 2012 Perşembe

Basketbol ve peristaltizm

Sabah kalkıp hastaneye gittim. Öğlene kadar pek hasta gelmedi. Öğlen yemeğinden sonra toplantı salonunda HIV ile ilgili Enfeksiyoncunun yapacağı bir toplantı için buluştuk. Katılım zorunlu(?) olduğundan neredeyse tüm doktorları görme şansı buldum.


Film izlemiyoruz, HIV'le ilgili bir film afişi sadece

Toplantı sonrası toplanma odamıza gidiyorduk ki, daha önce doktor odamız olup sonra başhekim yardımcısı odasına dönüşen oda tekrar, hem de yeni koltuklarla, bizim olmuş. Soğuk havaların başlamasıyla daha fazla doktorun odaya gelecek olması, o küçük odaya sığamayacağımız gerçeğini pekiştirmişti sanırım. Toplantı vesilesiyle geldiğimden beri en kalabalık sayıya ulaştık odada.

Öğleden sonra da pek hasta gelmedi. 19.00'da basket var, her perşembe olduğu gibi. O yüzden hastaneden 16.00 gibi çıkıp birşeyler yedim. Sonra odaya döndüm, biraz dinlenip spor salonuna gitmek için çıktım. Çarşıda bir berbere uğradım ve iki aydır, inat uğruna bıraktığım ve hiç dokunmadığım bıyıklarımı kısalttım (İnat hikayesi).

Kısa bıyıklarımla basket sahasına gittim. Biraz erkenden gittiğim için futbol oynayanları ve kenarda, salonları tadilatta olduğu için antrenman yapan tekvandocuları izledim bir süre. Daha sonra 2 saate yakın basket oynadık. İlk oynadığımız günü düşününce efor kapasitemin anlamlı derecede (p<0,05) arttığını söyleyebilirim.

Kapalı salonda maç yaptığımız pota

Maç sırasında, neden olduğunu anlamadığım bir şekilde(?) aniden tuvaletim geldi ve maçı yarım bırakıp salonun alaturka tuvaletine uğramam gerekti (Burada çok detaya girmiyorum, Barkın sen anladın).

Sonra da odaya dönüp banyo yapıp uyudum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme