20 Kasım 2012 Salı

Künefe buldum

Sabah kalkıp hastaneye gittim, kahvaltı sonrası bilgisayar başına oturdum. Gelen giden olmadı. Öğle yemeğinde türlü ve yayla çorbası olduğunu görünce yemekhaneye gidesim gelmedi. Kalp Damarcıyla çarşıya gitmeye karar verdik.

Sürekli önünden geçtiğim bir restorana gittik. İçi göründüğünden büyükmüş. Döner yedik. Sulu yemekler de vardı. Finali Hatay'dan getirdiklerini iddia ettikleri (nasıl oluyorsa) künefeyle yaptık, gayet başarılıydı.


Öğleden sonra da poliklinikte bilgisayar başında geçti. Tam eşyalarımı toplayıp çıkmaya hazırlanıyordum ki 15:59'da telefon çaldı. Sekreter Hanım yeni bir hasta var diye aradı. Normalde aramazlar da, odada mıyım diye kontrol etmek istedi sanırım.

15 yaşlarında bir öğrenci, beden dersinde göğsüne dirsek gelmiş, çok ağrısı varmış derin nefes alamıyormuş. Kaburga kırığı yanında pnömotorakstan da şüphelendim ama filminde ikisi de yoktu. Ağrıları için kas gevşetici hap ve krem yazdım. Yurtta kaldığı için kremi süremeyebileceğini söyledi. Sanırım el kremi gibi düşündü. Çaktırmadan ağrıyan yere sürüp pijamasını giyip yatmasını tembihledim. Başka da hasta gelme ihtimali olmadığından çıktım.

Hemen Polisevi'ne gidip karşı bakkalda yaptırdığım tostu yedim. Malum, 4 saat sonra futbol maçımız var, mideye yüklenmeye gerek yok. Odada biraz oyalandıktan sonra maça gittik, bir güzel yenilip, Galatasaray'ın maçına yetişmek için hızlıca döndük.

Devre arasında banyomu yaptım, ikinci yarıyı izleyip uyudum. Sanırım artık hızlı spor temposunu vücudum kaldırmaya başladı. Ağrıyan bacaklar, kollar tarih oldu.

1 yorum: