13 Ekim 2012 Cumartesi

Yeşil (halı) sahalara dönüş

Sabah sırtımda dayanılmaz bir ağrıyla uyandım. Belki de tutulma desem daha doğru olur. Yürümeme, kafamı çevirmeme engel olacak düzeydeydi. Akşamki maçı tamamlamaktan vazgeçtim, sahaya çıkıp oynayabileceğime bile şüpheliydim.

Yine de iyi bir kahvaltı etmeliyim diye düşünüp polisevinde kahvaltımı yaptım. Planım öğlen yemeğimi 14.00 gibi yiyip saat 18.00'deki maçtan 4 saat önce enerjimi almış ve maç saatinde midemi boşaltmış olmaktı.

Spor öncesi önerilen ideal yemek saati 4 saattir. Daha geç yenilen yemek sonrası, maçta çalışması gereken kas gruplarına kan pompalanmaktansa, iç organlara özellikle de mideye kan gideceğinden çabuk yorulma ve dolaşım bozuklukları olabilmektedir.

Kahvaltı sonrası Polisevinin lobisindeki, daha önceden gözüme kestirdiğim masaj koltuğunda biraz ağrıyan sırt kaslarıma masaj yaptırdım ve ağrılara iyi geldi. Daha sonra odaya çıkıp uyuduğum için 14.00'te yemem gereken öğünü kaçırdım ve biraz geç de olsa 15.30 gibi bir saatte karşı kafede bir omlet yedim. Yanında bir şey içmedim ki çok şişirmesin. Uyku sonrası tekrar sırt ağrılarım olduğu için tekrar biraz masaj sonrası iyice kendime geldim. Bu sefer de bir karın ağrısı başladı ama ben maç heyecanına yordum. Ne de olsa 17 yıldır halı sahada (ya da her hangi bir sahada) futbol oynamıyordum ve dünden beri bu anı bekliyordum.

17.30 gibi Çocuk Cerrahının arabasıyla nehrin karşı kıyısındaki hatırı sayılır düzlüklerin birinde yer alan halı sahaya gittik. Daha önceden hastanede hiç karşılaşmadığım Ürologla bu vesileyle tanışmış olduk. 6'şarlık iki takım kurup biraz ısındıktan sonra maça başladık.

Yıllar sonra yeşil sahalarla ve meşin yuvarlakla buluşma

Basket oynarkenki gibi çabuk yorulduğum ama sürpriz çıkışlarla takımın 9 golünün 4'ünü attığım bir maç oldu. İlk on dakikada çıkan profile göre zayıf gözüken takım olmamıza rağmen kazanmayı bildik. En önemlisi de ter atmış olmaktı (Bu yenilince söyleniyordu gerçi). Maç sonrası tesisin çay ikramı varmış, bir güzel çaylarımızı da içtik. O çayı içmeyecektim... (Yaptığı şeyle alakasız bir durumla sonuçlanan klasik hasta tepkisi)

- - - - Bundan sonrasını mideniz kaldıramayabilir - - - -
Karın ağrım arttı ve herkesin çay içmesini fırsat bilip halı sahanın tuvaletine uğradım fakat alaturka olması sebebiyle "ertele"ye bastım. Daha sonra geri döndüm ki zaten kalkıyordu herkes. Çocuk Cerrahı beni polisevine bıraktı. Karın ağrım artmıştı ama tehlikeli boyutlara ulaşmadığı ve artık tuvaletime yakın olduğum için bir rehavet ve iyimserlik kaplamıştı içimi. 1. kattaki yemek salonuna gittim. Normalde yemek 20.00'da bitiyor ama 19.45'te ızgarayı kapattık dedi polis memuru, ben de çıkıp banyomu yapıyım, sonra karşı kafeden bir tost yerim diye düşünerek odama çıkmaya karar verdim.

Odaya çıkarken karın ağrım aciliyet gerektiren boyutlara ulaştı ve koşarak odaya girmemle tuvalete intikal etmem bir oldu. Rahatlama sonrası ani bastıran karın ağrısı ve müteakiben tahliye işlemi üç kere tekrarlandı (Daha kibar anlatamazdım). Geç de olsa kafeden tost yaptırıp yedim. Her yanım ağrıyarak uykuya daldım belki de bayıldım bilmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme