1 Aralık 2012 Cumartesi

Langırt

Oda arkadaşımın erkenden çalan telefonuyla uyandım cumartesiye. Toparlanıp çıktı, muhtemelen her hafta sonu gibi memleketine gitti. Polisevi'nde kahvaltı mı etsem çarşıya mı gitsem diye düşünürken Göğüs Hastalıkları uzmanı aradı.

Eşiyle birlikte çarşıda Sevgi Mutfağı'nda kahvaltı edeceklerini söyleyip beni de çağırdı. Kirli çamaşırlarımı çamaşırhaneye verip dolmuşla çarşıya inerek yetiştim. Enfeksiyoncu, annesi ve kızıyla Sevgi Mutfağı'nda kahvaltı ediyordu. Sohbet muhabbet çaylar kahveler derken tıka basa doyduk.

Daha önce Sevgi Mutfağı'nda akşam yemeği yemiş ve 17 lira vermiştim. Sevgi Mutfağı, bugün; açık büfe kahvaltı, sınırsız çay, kahve ve ortaya söylediğimiz kaşarlı omlete adam başı 10 lira alarak hanesindeki eksiyi artıya çevirmeyi bildi. Daha sonra yürüyerek, akşam üstü yeni açılan spor kompleksine uğrama planıyla evlerimize döndük.

Akşam üstü Göğüs Hastalıkları uzmanı ve eşi, spor kompleksine gidip beni çağırdılar.
Göğüs Hastalıkları uzmanının eşi diyip duruyorum ama kendisi de hastanemizde çalışmakta olan bir Psikolog, sadece her seferinde Göğüs Hastalıkları uzmanı ve Psikolog eşi demeye üşendiğim için sanırım :)
Yürüyerek spor kompleksine(!) gittim. Çok da kompleks değildi. İçerde bir bilardo masası, bir langırt, bir masa tenisi masası ve 3 tane de spor aleti (Kürek, ağırlık kaldırma vs.) var. Bizden başka 3-4 kişi vardı.

Önce masa tenisi oynadık, daha sonra da langırta geçtik. Langırtta çok iyi değildim ama Artvin rekorunu kırmış olabilirim. Uyarılara istinaden bu konuyu çok deşmeyecek olsam da başlığı "Langırt" olarak atmayı uygun buldum.

Fotoğraf internetten ama bizim oynadığımızın aynısı

Uzun soluklu bir langırt maçından sonra, kompleksin de kalabalıklaşmasıyla çıktık. Beni yemeğe davet ettiler, oradan hemen yakındaki evlerine geçtik. Uzun zaman sonra ev gibi ev görmüş oldum. Biraz lafladıktan sonra şarap eşliğinde Göğüs Hastalıkları uzmanının eşinin (zincirleme isim tamlaması oldu artık, ismi söylesem de kurtulsam mı) yaptığı güzel yemekleri yedik. Bol sohbet muhabbet sonrası televizyonda İz Tv'de Artvin'de çekilmiş atmacalarla ilgili bir belgesel izledik.



Bu vesileyle İz Tv gibi bir kanalı ıskalıyor olduğumun farkına vardım. Ayrıca İz Tv'de program yapan liseden sınıf arkadaşım olduğunu fark edince, klasik "ben neden yapamiyim" düşünceleriyle, belgesel çekme sevdam hortladı.

Daha sonra odaya dönüp bu düşünceler içinde kaybolup uyumuşum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme